Anasayfa Güncel Medya Okur-Yazarlığı
Medya Okur-Yazarlığı PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Perşembe, 12 Ekim 2006 10:00
Medya okur- yazarlığı
Bu bölümde ülkemizde siyasi, kültürel, ekonomik ve dini olmak üzere, toplumun manipüle edilmesi veya yönlendirilmesine ilişkin medyanın tüm insani değerler üzerine etkisini gün yüzüne çıkarmak ve Medya Okur- Yazarlığı konusunu hem Türkiye'nin gündemine getirebilmek hem de okullarda bu dersin tercih edilebilmesi ve bu dersi verecek olanların da İletişim Fakültesi mezunu olmaları gerektiğine ilişkin hem bizim tespitlerimiz hem de görüşleri önemsenen kişilere ait yazılar yayınlanmaktadır.

Konu-1 Dizilerde gayrı meşru ve ertelenmiş ebeveynlik hakkı
Son dönemde kanallarımızda çıkan bazı dizilerimizin sıklıkla öne çıkardığı bir kavram üzerine düşünmek gerekir. Ebeveynlik hakkı.
Kavak Yelleri Dizisi'nde Deniz'in babası ve Aslı'nın ablasının sahip oldukları çocuk ve ona sahiplenmelerinde kullanılan üsluba dikkatleri çekmek istiyorum. Aile olma değeri ile tek tek anne ve baba olma değerinin karşı karşıya getirildiği ve burada üstünlüğün birey olarak ( bedensel babalığın) ebeveynliğin, kurum olarak aile değerinin üstünde gösterildiği bir yaklaşım görmekteyiz. Bize göre bu yaklaşım üzerinde durup düşünülmesi gereken bir yaklaşımdır. Çünkü rollere göre seçilen tipler dahi bu üstünlükten yana olunduğunu ve değer olarak da bireysel ebeveynliğin daha da önemsenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Gayr-ı meşru ilişkiden bir çocuk sahibi olan baba tamamen modern dünyanın varlıklı ve özgür insanı, öte yandan bir aile kurulması için çocuklu bir anneyi seven ve eş olarak kabul eden ve onların mutlulukları için samimi olarak çalışan bir eş ise, sokakta sebze-meyve satan, kandırılabilen tamamen itaatkar, her şeyi sineye çeken bir tip olarak konumlandırılmıştır. Ancak konunun asıl kişisi çocuk (Deva bebek) ile ilgili her karşılaşmada bedensel baba 'Ama o Deva'nın babası'  denilerek toplumun değerleri arasında bir çatışma ortaya konmak istenmektedir.
Bize göre her iki konumda da kişilerin her hakkı kutsaldır. Ancak aile kurumu ayakta tutulmaya çalışılacaksa, bu durumda gayr-ı meşru ilişkiden çocuk sahibi olan bir baba bu ön plana çıkarılmaz ve bu durum her fırsatta bir babalık hakkı olarak ortaya konmaz. Burada izlenecek yol ve kullanılabilecek senaryo, çocuğun masumiyeti üzerine odaklanmalı ve yeniden bir aile tesis etmeye  çalışan tezgahtar baba ön plana çıkarılarak, onun davranışının asaleti temel alınabilirdi. Bedensel babanın babalık hakkı elbette inkar edilemez. Ancak bizler şempanzeler değiliz ki herkes her dilediğinden çocuk sahibi olsun. Çocuk sahibi olabilmek için evlenmek gerektiği daha çok vurgulanmalı, çocuğun gerçek babasının sahip olduğu hakkın kanuni ve insani boyutu tezgahtar olan babanın iradesi ile kabul edilmeli hatta tezgahtar babaya inisiyatif ve yönlendirme hakkı tanınıp gerçek babanın çocuğunu görmesi konusunda karar verebilen ve bu konuda bir hata yapmış olan gerçek babaya yol gösteren bir üslup içine girilmelidir.
Çocuğun annesine oynatılan rol ise tam bir garabet. Marazi bir tip. Neden çünkü Deva kızın bir aşktan dolayı, yasak bir ilişkiden hasıl olması gerekiyor da ondan. Çocuk dolayısıyla gerçek babayla bir araya gelindiğinde ise kontrolünü kaybedip yakınlaşan ve her seferinde yeni eşini alçaltan ancak çocuğun gerçek babasını da sevmediği gibi algılamakta güçlük  çektiğimiz bir rol. Ama haklı, çünkü yaşamış olduğu ilişki hür ve modern. Dolayısıyla yadırganmıyor...

    Meşhur dizilerimizden Bıçak Sırtı adlı dizideki çocuğun başına gelenler de yine insanı düşünmeye sevk eden türden. Burada da babalık hakkının ertelenmiş olsa bile kullanılmak istendiğimde teslim edilmesi gerektiği üzerine odaklanılmış. Dizinin birbirini takip eden bazı bölümleri o kadar çok çocuğun üzerine odaklanmış ki insana pes dedirtiyor. Sanki dizideki tüm oyuncuların tüm hayatları bir tek çocuğun hayatına bağlanmış. Bu sefer karşımızda daha kontrollü bir anne tipi dururken soylu ailenin oğlu baba, zıvanadan çıkmış, elindeki mal varlığını, karısını, metresini, evlatlık aldığı ve büyüttüğü çocuğunu, itibarını kaybetmek istemeyen ama karşısında babalığı ertelenmiş ama ne istediğini bilen güçlü bir rol duruyor. Belki evlat acısı yaşamayan kişilerin çok da söz söylemeye hakları olmadığı düşünülebilir. Bu dizide roller biraz daha dengede tutuluyor ise de sonradan ortaya çıkan bir babalık hakkının işlenmesi, dizinin yapımcı ve senaristlerinin ailevi değerler anlamında dikkatli olmalarını gerekli kılmaktadır.
    E canım toplumda herkes aynı mı, ilişkileri rayından çıkaran yanlış tipler ve hayatları karartan yanlış kararlar yok mu bu dünyada? Derseniz. İşte bizim Medya Okur-Yazarlığından anladığımız şeye gelmiş bulunuyoruz. Elbette olumsuzluklar var. Ancak  her toplumsal kurumun bir yükümlülüğü olduğu gibi Medyanın da toplumsal sorumlulukları var. Yanlışları yayınlamak medyanın var oluş sebebi değildir. Medya yanlışları yayınlar ancak onların nasıl düzeltileceğini de anlatır. Sadece kötülerin anlatıldığı bir dünyada kötülerin model alınmasından daha mantıklı ne olabilir. 
    Medya Okur Yazarlığı medya araçlarının kullandığı kodların belirlenmesi ve irdelenmesi ve nihayetinde bu kodlarla verilmek istenenin hangi amaçlara hizmet ettiğinin tespit edilmesi açısından çok önemlidir.
Cuma, 27 Haziran 2008 14:51 tarihinde güncellendi
 
 

Kimler Sitede

Şu anda 44 ziyaretçi çevrimiçi