Anasayfa Güncel YÖNETİM POLİTİKALARINDA "KAVÇAN" TEORİSİ
YÖNETİM POLİTİKALARINDA "KAVÇAN" TEORİSİ PDF Yazdır E-posta
Yazar ilyas kavçan   
Çarşamba, 13 Nisan 2011 14:18

“seviye düşerek hamle yapma”

Korkular insanlığı kadim zamanlardan beri yönetmiştir. Korku insanı küçültür. Korku anında kişinin büründüğü atmosfer normal halindekinden çok uzaktır. Korku, baskın egonun üzerine bina edildiği değerler oranında büyür ve küçülür. Tek hedefin her zeminde kazanmak olduğu bir tutum için en büyük korku, kaybetmektir.

Gerek ekonomide, gerekse politikada sözünü ettiğimiz kaybetme korkusu bir yönetimde hakim ise; yönetilenler, yönetimin her zaman seviye düşerek hamle yapabilmesi olasılığını göz önünde bulundurmalı, politikada ise muhaliflerin her an bir seviyesizlik ortamına başvurabilecekleri akıldan çıkartılmamalıdır. Kaybedecek değerleri sadece egoları olanlar için düşülemeyecek seviye diğer adıyla seviyesizlik yoktur. Karşı taraftan gelebilecek maksimum tepkinin ölçülebilmesi ve kontrol edilerek bir koz haline getirilmesi adına da seviye umulmadık düzeylerde düşülebilir. Çünkü üzerine bindiği her türlü iyi veya kötü şeyden nemalanabilen insanoğlunun en doymaz yanı kontrolsüz egosudur. Sınırların nereye kadar zorlanacağını tahmin bile edemezsiniz.

Hiç ummadığınız şirketlerin yönetimleri bir anda iflaslarını verip ya da şirketlerini devredip yüzlerce hatta binlerce insanı bir anda mağdur edebilmektedir. “Köklü firma, çok onurlu geçmişleri var” dediğimiz aile şirketleri dahi bir anda gözden kaybolabilmekte ve kaybetmenin dayanılmaz zorluğuna egolarını maruz bırakmamak için mümkün olan en kısa sürede yeni bir sektörde boy göstermek üzere buharlaşabilmektedir. Ne de olsa demokratik çağda onurlu tecrübesizlerden ise onursuz tecrübeliler daha kolay büyüme ortamı bulabilmektedir. Ekonomide bu yapılan hamle, kaybetme korkusuna karşı yapılan seviye düşüklüklerindendir. Bu tür insanların kendi başlarına kaldıklarında attıkları naraların tercümesi ise; “Ekmeğe muhtaç olmadım ya, sen ona bak!” ya da “hayat standartlarım değişmedi ya, olsun…” ya da “ Helal olsun sana, bak yine düşmedin”…

Politikada ise işin manzarası biraz daha muğlaktır. Çünkü iddia edilen mücadele tarzı değerler manzumesi ile çevrilidir. Dolayısıyla beklenmedik çıkışlar daha keskin ve daha hayret vericidir. Burada seviye düşerek hamle yapma ile bel altından vurma arasındaki fark daha kolay anlaşılabilmektedir. Çünkü bel altından vurma kendisinden o türde hareket beklenenin yapacağı iştir. Ancak seviye düşerek hamle yapan kişinin egosal pozisyonu daha uzun vadeli planların ürünü olarak seviye düşme hamlesi sırasında beklenmedik olma özelliği taşımaktadır. Burada stratejiler olabildiğince çok boyutta değerlendirilip, ulaşılmak istenen hedefe giden her yol mübah kabul edilmekte ama bu açıklanmamaktadır. Nadir sayılabilecek bir sıklıkta ama en büyük kırılmaların yaşandığı dönemde ve bütün takipçilerin hayalleri alt üst edilerek yapılmaktadır. İdeolojik veya dini kanaat önderlerinde de yine aynı tarz hamleleri dönem dönem gözlemlemek mümkündür.

Ekonomi dünyasında seviye düşülerek yapılan hamlelere maruz kalan mağdurlar, tıpkı onları aldatan yöneticileri gibi daha kötü bir gelecekten korktukları için acziyet içinde durumu sineye çekip kendilerini yeni işverenlerin kucağına atarlar. Politika ve ideolojilerde ise önderlerin seviye düşüklüğünün sebeb-i hikmetinin anlaşılması, önderlere atfedilen kutsallık veya onlara beslenen hayranlık veya en alçakçası; yönetmekten korkarak yönetilmeye namzet bir hayatın esiri olan takipçiler tarafından anlaşılana dek önder zaten alacağı kadar yolu almış ve koltuğuna ayak yaptığı esirlerini iyice sağlamlaştırıcı yeni nutuklarını onlara yutturmuştur bile.

Unutulmamalıdır ki ; “Egosunun eline düşenler kabre düşene kadar seviyelerini düşürmeye muhtaçtırlar…”

İlyas Kavçan 06/04/2011

Bursa

Salı, 26 Nisan 2011 17:20 tarihinde güncellendi
 
 

Kimler Sitede

Şu anda 23 ziyaretçi çevrimiçi