Anasayfa Sektörel Halkla İlişkilerde Yerellik Yaklaşımı
Halkla İlişkilerde Yerellik Yaklaşımı PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Cuma, 06 Ekim 2006 19:28
    Konumlandırılması itibarıyla halkla ilişkiler, artık hem akademik platformlarda hem de uygulama sahalarında; reklam, pazarlama, danışma ve ön büro gibi birimlerden farklılığı, amacındaki ticariliğin boyutu ve etkinliğinin ulaştığı siyasi, kültürel, ekonomik ve dini seviyesi ile artık diğer meslekler gibi kendi duruşuna çok yakın bir noktaya gelmiştir. Bu mesleğin (belki de sadece çok kolay ve tanıdık bir ismi olmasındandır ve kanaatimizce hem halk kelimesi hem de ilişki kelimesi bir şeylerle ilintilendirilmek istendiğinde en verimli kelimeler arasındadır ) her türlü suiistimale uğrayıp ve  yanlış temsil edildiği onca uzun süreden sonra meslek mensupları için fevkalade önemli bir düzelme noktasına gelinmiştir ve bana göre artık sektör bir bütün olarak yeni oluşabilecek yanlışlara karşı durabilmeyi bilmelidir. Bunun kurumsal ve kavramsal mücadele süreci ise elbette apayrı bir gündemin konusudur.

    Konumuza gelince; bir kurumsal kimlik ve kişilik olarak kanuna karşı kurumun tüzel kişiliği ne ise, hedef kitlelere karşı da reklam, satış ve pazarlamanın yanında doğru ürün ve hizmet sağlayabilme ile oluşan, halkla ilişkiler çalışmaları ile de güven temeline oturtulan kurumun şahsı manevisi de odur. Tıpkı yeni bir mahalleye, şehre veya ülkeye  taşınmış bir ailenin veya kişinin  kim olduğunu, neye hizmet ettiğini, içinde bulunduğu topluma ne kattığını, o toplum için ne kadar önemli olduğunun mesajını vermesi bakımından, bulunduğu yer ile kendine ait olan değerler arasında çatışma çıkmaması ve belki bir fayda ortaya konması açısından,  dışarıda olup bitenle her şekilde irtibat halinde olmadan hedef kitle ve kurumlara yönelik halkla ilişkiler uygulamaları yapılmamalıdır. Masa başı kararları alıp bunları uygulamaya kalkmak, kılın kırk yarılarak incelendiği günümüzde bir kurum için en beklemediği bir anda suratına tokat gibi çarpan bir kara haber olarak karşısına çıkabilir.  Bu doz elbette yadırganmak, ilgi görmemek veya yanlış anlaşılmak boyutlarında da yaşanabilir.

    Firmalar eğer bulundukları bölgeye ait bir ürün veya hizmet alanında faaliyet gösteriyorlarsa tanıtım ve halkla ilişkiler çalışmalarını yerele göre yapmaları kolay olmaktadır. Ancak dışardan gelen veya yeni olan bir ürün ve hizmetin tanıtımında ve akıllarda doğru yer etmesinde, duruşunun yerel olanla barışıklığı en azından karşıt olmaması, hayatiyetinin devamı ve amaçlarına ulaşması adına önemlidir. 
    Sanayileşme yeryüzünü tek tip yerleşimler ve giysilerle donattıktan sonra yerine geçen veya üzerine bina olan küreselleşme artık toplumları tek düşünce, tek eğlence, tek zevk ve tek inanca veya inançsızlığa zorlamaktadır. Çünkü kitle iletişim araçları yeni boyutlarıyla insanların isteyince ulaştıkları mecralar değil, trende otobüste, sokakta, evde hayatımızın her boyutunda bizleri sarmalamaktadır. Kanaatimizce bu, değerlerini kaybetmek istemeyen insanları belli bir boyutta etkiliyor olsa bile, kendi değerlerini korumak isteyen insanların daha da seçici olmasını da beraberinde getirmektedir. Eskiden sadece cola içmeyen bir insanın asitli içecek bombardımanına tutulup tüm asitli içecekleri içmeme kararı alması gibi. Bu örnekte bir çok insan tanıyorum. Tekstil modasının çılgınca değişimlerden sonra, bir zamanlar moda olan kıyafetlere yeniden dönebilmesi çeşitliliğin arttırılmasının yanında, aynı zamanda insanların değişikliğe olan tahammül sınırlarının da bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Tandır ekmeği denen köy ekmeklerinin şimdilerde fırınlarda normal somun ekmeklerden daha pahalı olarak satılabilmesi, otlu peynirlerin eskisine göre çok daha lüks ambalajlarda gramlarla satılması, müstakil bahçeli evlerde yaşamanın eskiden apartman hayatına duyulan özlemden daha yoğun hatta bir ihtiyaç gibi algılanması gibi türlü türlü örnekler gösterilebilir. Tercihlerde sağlığın ve nisbi faydaların etkisi olmadığını söylemiyoruz. Bu örneklerimiz nostalji özleminden çok, reel düzeyde insanların, uzay çağı hesaplanırken bir yandan da artık küresel dayatmalarla bir kavga başlattıklarının bir göstergesidir. Öte yandan yerelin küreselleştirilmesi çabaları da irdelenmeye değer bir konudur. Populer olan uzak doğu takılarını bir zevkin küreselleşmesine örnek gösterilebilirken, yer yüzünün insanlığa sunduğu çok güzel meyvelerin, örneğin İspanya'nın Avokado'su Pakistan'ın Mango'su, beslenme kültürünün coğrafyadan coğrafyaya taşınabilirliğinin bir göstergesidir. Norveç'te Malatya'nın Kayısı'sını yiyen birine: -Nasıl buldunuz? Diye sorduğumda; -Sanki ilk defa kayısı yiyorum, demişti. Doğal olanın kabul edilebilirliği konusu ile yapay olanın moda gibi gelip geçici olması arasındaki farka dikkat etmeli. Coca Cola şekersizini üretmeye başladı çünkü değişim ve yok olma onun için muhakkaktır. Bu yüzden hep direnmede olacaktır. Ama Pakistan mangosunu bir kere yiyen ve onu yetiştirmeye başlayabilen için ondan vazgeçmek ancak ekonomik yetersizlikler veya coğrafi imkansızlıklar dolayısıyla olacaktır. İnsanlık doğal olanı asla tamamen terk etmemiştir. Tıbbın ulaştığı noktada alternatif tıptan ve bitki çaylarından söz etmememiz gerekirdi. Ancak realite ortada. Realite şu ki, uçuk ve zararlı olmadığı sürece tıpkı teknoloji gibi yerel varlıklar ve değerler aslında insanlığın ortak malıdır. İnsanlığın doğal süreçte geliştirdiği ve çok defa modern dünyanın ödemediği yüzlerce bedel ödeyerek ve kendiliğinden oluşan deneyler sonucu edinilmiş kazanımlardır yerel değerler. Onlara saygı duymak ve onlardaki saflığı ve doğallığı olumlu oldukları sürece yaşatmaya çalışmak  gerektiği kanaatindeyiz. 

    Tüm bu anlattıklarımızdan şu sonuca ulaşabiliriz. Kendi yapısı, bir organizasyonu engellemediği ve çalışma alanının içine katabildiği sürece, içinde yaşanılan bölgenin tüm yerel unsurları,  yiyeceğinden tutun da konuştuğu dilin aksanına kadar halkla ilişkiler çalışanları için malzeme olmalıdır. Aktivite bulmak için zorlanan tüm halkla ilişkiler çalışanları önce içinde yaşadıkları topluma bakmalıdırlar. Ele alabilecekleri varlıklar ve değerler ile ilgili bilgilendirici yayınlar yayınlayabilir, yerel unsurların tarihlerini gün yüzüne çıkaran bilgilendirici materyaller üzerine çalışabilirler. Farklı bölgelerin yerel özellikleri karşılaştırmalı olarak ele alınıp kültürel zenginliğe katkı sağlayabilirler. Maddi imkansızlıklar yüzünden yaşatılamayan değerler ele alınabilir. Bu çalışmalar bir firmanın içinde bulunduğu toplumun bir parçası haline gelmesi açısından çok önemlidir. Hatta eğer yerelliği örneğin bir İsveç firması olan IKEA gibi İsveç Market modeliyle gittiğiniz her yere uygun bir geçişle taşıyabilirseniz hem içinde doğduğunuz bölgeyle olan kökleriniz sağlamlaşır hem de dışarda yaşayan bölge halkı nezdinde çok ciddi bir itibar elde etmiş olursunuz. Doğup büyüdüğünüz yerin değerlerini yaşatmaya çalışan bir firma sizin için de önemli bir şey yapmış sayılmaz mı?

İlyas Kavçan
www.ilyaskavcan.com
   

Cuma, 27 Haziran 2008 00:52 tarihinde güncellendi
 
 

Kimler Sitede

Şu anda 38 ziyaretçi çevrimiçi